Şimdilerde “somatik semptom bozukluğu” veya “bedensel belirti bozukluğu” olarak da bilinen somatoform bozukluk, belirgin bir tıbbi nedeni bulunamamasına rağmen şiddetli ve rahatsız edici fiziksel semptomlar yaşamamıza deniyor. Bu semptomlar gerçek ve hissedebildiğimiz hissiyatlar olmakla birlikte neyden kaynaklandığını anlayamadığımız için temel sorun, bu semptomların bizde uyandırdığı kaygı oluyor.
Somatoform bozukluk, günlük yaşamımızı etkileyecek ölçüde sürekli sağlığımızla ilgili endişelenmemize ve bu nedenle gerekli olmayan tıbbi testlere başvurmamıza neden olabiliyor. Baş ağrısı, mide bulantısı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, kas ağrıları ve yorgunluk gibi elle tutulur semptomlar yaşıyorsak bile, bu durum psikolojik ve duygusal süreçlerimizden kaynaklanabiliyor.
Başka bir deyişle, somatoform bozukluğunu stres seviyemizin kendisini bedensel semptomlarla göstermesi olarak da tanımlayabiliyoruz. Kendimizi yoğun stres altında hissetmemiz, çözümlenmemiş travmalarımız, geçmiş deneyimlerimiz veya uzun süreli kaygılarımız bu semptomların ortaya çıkmasına ve zamanla daha da kötüleşmesine neden olabiliyor.
Bu tür belirtiler yaşıyorsak bedensel ve zihinsel sağlığımız arasındaki bağlantıyı anlamamız, stresimizi daha sağlıklı bir şekilde yönetebilmek için beceriler geliştirmemiz ve gerekirse uzman desteği almamız gerekiyor. Bilişsel davranışçı terapi (BDT), farkındalık çalışmaları ve gevşeme teknikleri, somatoform bozukluğu ile başa çıkmak için etkili yöntemler arasında yer alıyor.
Somatoform Bozukluk Türleri
Somatoform bozukluk, kendini farklı şekillerde gösterebiliyor. En yaygın somatoform bozukluk türleri arasında bu üç madde geliyor:
1. Somatizasyon Bozukluğu
Somatizasyon bozukluğunu vücudumuzun farklı yerlerinde sürekli ve tekrarlayan şekilde semptomların görülmesi şeklinde tanımlıyoruz. Bu semptomlar fiziksel rahatsızlıklara benzese de tıbbi bir nedeni bulunamayabiliyor. Bu bedensel rahatsızlıklar günlük hayatımızı, işlevselliğimizi ve ruh halimizi etkileyebiliyor. Somatizasyon bozukluğu semptomları arasında en sık görülenler şu şekilde olabilir:
- Yaygın ve sürekli ağrılar: Vücudun farklı bölgelerinde (sırt, boyun, eklemler, karın, göğüs gibi) belirli bir tıbbi nedeni olmayan ağrılar yaşamak ve aynı zamanda migren benzeri baş ağrıları veya süreklilik gösteren hafif baş ağrıları yaşamak
- Sindirim sistemi problemleri: Mide ağrısı, hazımsızlık, şişkinlik, kabız veya ishal gibi bağırsak sorunları yaşamak veya sürekli mide bulantısı hissi duymak
- Nörolojik semptomlar: Baş dönmesi veya sersemlik hissi yaşamak, vücudun tümünde ya da belli yerlerinde titreme veya uyuşma hissetmek, görme veya işitme gibi duyularla ilgili geçici problemler yaşamak
- Solunum problemleri: Nefes darlığı yaşamak, göğsünün sıkıştığını hissetmek, derin nefes alma ihtiyacı duymak veya hiperventilasyon (gerekenden daha hızlı ve/veya daha derin nefes alma durumu) yaşamak
- Cilt ve kas problemleri: Deride kaşıntı, yanma veya döküntüler oluşması, kas ağrıları ve kas güçsüzlüğü hissi duymak
- Uyku bozuklukları ve yorgunluk: Uykuya dalmakta veya uykuyu sürdürmekte zorlanmak, sabahları yorgun kalkmak ve gün içinde halsiz hissetmek
- Diğer fiziksel şikayetler: Diş ağrısı veya çene sıkma ile ilişkili ağrılar yaşamak, çarpıntı veya kalp atışlarında düzensizlik hissetmek veya idrar yolları ile ilgili hassasiyet yaşamak
2. Hipokondriya (Hastalık Kaygısı Bozukluğu)
Hipokondriya halk arasında “hastalık hastalığı” olarak biliniyor. Bu durumu yaşadığımızda tıbbi bir kanıtımız olmamasına rağmen ciddi bir hastalığa yakalandığımıza veya yakalanacağımıza dair sürekli endişe duyabiliyoruz. Bu durumun en sık görülen işaretlerinden şu şekilde bahsedebiliriz:
- Devamlı olarak kendi vücudumuzda hastalık belirtileri bulmaya çalışmak, sürekli internet üzerinden semptom ve hastalık araştırması yapmak
- Ciddi bir hastalığa yakalanmaktan korktuğumuz için bazı yerlerden ve insanlardan kaçınmak
- Sürekli sağlığımızla ilgili endişe duymak
- Normal beden duyumlarını ciddi hastalık belirtileri şeklinde yorumlamak
Bu durumu yaşayanlar, sık sık doktora giderek ve test yaptırarak güvence arayabildikleri gibi tam tersi bir tavırla ciddi bir teşhis alma korkusuyla sağlık hizmetlerinden tamamen uzak da durabiliyor. Bu durumun sağlıklı olmaya dair genel kaygılarımızdan daha farklı olduğunu unutmamak gerekiyor.
3. Ağrı Bozukluğu
Ağrı bozukluğunu, sürekli ağrı hissetmemize rağmen tıbbi bir neden bulunamaması olarak tanımlıyoruz. Bu durumda tek tip bir ağrıyı günlük hayatımızı etkileyecek düzeyde şiddetli bir şekilde yaşıyoruz. Ağrı bozukluğunda genellikle aşağıdaki durumların yaşandığını söyleyebiliriz:
- Vücudun belirli bir yerine odaklanmış bir ağrı duymak
- Ağrının uzun bir süre devam ettiğini veya sık sık tekrarladığını hissetmek
- Sosyal, kişisel veya mesleki hayattaki işlevselliğin ağrıdan olumsuz etkilemesi
- Dikkati, yaşam kalitesinin düşmesine sebep olacak şekilde sürekli ağrıya yöneltmek
Psikolojik etkenler, ağrımızın başlamasında, şiddetlenmesinde veya sürmesinde önemli rol oynayabiliyor. Stres seviyemiz, çözümlenmemiş travmalarımız veya bastırılmış duygularımız bu süreci tetikleyebiliyor ve şiddetini etkileyebiliyor.
Somatoform Bozukluğun Belirtileri Nelerdir?
Kendimizde hastalık belirtileri gördüğümüzde endişe duymamız veya kötü hissetmemiz çok anlaşılır. Ancak, bazı durumlarda bu endişeler çok yoğun, sürekli ve yaşam kalitemizi düşürecek düzeyde olabiliyor. Somatoform bozuklukta, kendi bedensel semptomlarımıza aşırı odaklanabiliyor ve bu semptomların olası nedenleri hakkında çok kaygı duyabiliyoruz. Bu bozukluğun ayırt edici noktalarını daha iyi anlamak için bu maddelere bakabiliriz:
- Semptomlarımıza dair günlük hayatımızı etkileyecek kadar sık ve yoğun bir kaygı duymak
- Tıbbi testlerimiz normal çıksa bile ciddi bir hastalığımız olduğuna inanmak
- Farklı doktorlara başvurup sürekli yeni testler yaptırmak ancak yine de tatmin olmamak
- Uzman doktorların semptomlarımızı yeterince ciddiye almadığını düşünmek ve sağlık çalışanlarına güvensizlik duymak
- Semptomlarımızı sürekli internetten araştırmak ve uzun saatler boyunca bunlar üzerine kafa yormak
- Semptomları günlük rutinlerimizi ve sosyal ilişkilerimizi etkileyecek kadar yoğun yaşamak
Eğer bu durumlar sana tanıdık geliyorsa ve bu durum günlük yaşantını olumsuz etkiliyorsa bir mental sağlık uzmanından destek almayı değerlendirebilirsin. Bilinçli farkındalık (mindfulness), stres yönetimi becerileri edinmek ve bilişsel davranışçı terapi gibi yöntemler, bu tür durumlarla başa çıkma yolunda sana yardımcı olabilir.
Somatoform Bozukluğun Nedenleri
Somatoform bozukluğa kesin olarak neyin veya nelerin sebep olduğu hala araştırılıyor, o nedenle bu konuda henüz net bir sonuca ulaşamıyoruz. Ancak yapılan araştırmalar; bazı biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin bu bozukluğun ortaya çıkmasında ve ilerlemesinde önemli bir rol oynayabildiğini gösteriyor. Stres, travmatik yaşam deneyimleri, çocukluk dönemindeki duygusal ve fiziksel yaşantılar, genetik yatkınlık ve bilişsel süreçler gibi unsurların bu durumu etkilediği görülüyor. Bu doğrultuda, somatoform bozukluğun gelişimine katkıda bulunabilecek başlıca etkenleri şu şekilde sıralayabiliriz:
Psikolojik Faktörler
- Stres ve kaygı: Yoğun stres, kaygı bozuklukları ve bu benzeri duygusal zorlanmalar kendini fiziksel belirtiler şeklinde gösterebiliyor.
- Travma geçmişi ve içsel çatışmalar: Yaşadığımız travmatik deneyimler, özellikle çocukluğumuzda yaşadığımız istismar veya ihmal gibi durumlar vücudumuzun hastalık semptomları ile tepki vermesine neden olabiliyor. Aynı zamanda bu gibi deneyimlerle yüzleşmekten kaçındığımız için bastırdığımız duygularımız ve çözemediğimiz psikolojik sorunlarımız yine kendini bedensel rahatsızlıklar şeklinde ortaya koyabiliyor.
Duygusal ve Davranışsal Faktörler
- Duyguların ifade şekli: Bazen dile gelemeyen veya farkında olmadığımız duygularımız kendilerini bize bedensel semptomlarla ifade etmeye çalışabiliyor. Aynı zamanda duygusal desteğe ve ilgiye ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda da bedensel semptomlarımızın arttığını gözlemleyebiliyoruz.
- Bedensel belirtilere aşırı odak: Sürekli semptomlarımızı gözlemlemek ve tamamen buna konsantre olmak, yaşadığımız durumu şiddetlendirebiliyor.
Biyolojik ve Genetik Faktörler
- Genetik yatkınlık: Ailemizde somatoform bozukluğa veya benzer başka bir rahatsızlığa sahip büyüklerimizin bulunması benzer bir durumu deneyimleme ihtimalimizi artırabiliyor.
- Hassasiyet: Beynimizin ağrı veya diğer bedensel duyumları işleme şekli bazılarımızda daha hassas olabiliyor.
Tıbbi Faktörler
- Yetersiz tıbbi destek veya yanlış teşhis: Uygun tıbbi bakımdan eksik kalmamız veya yanlış teşhis almamız hastalığımıza dair kaygımızı artırabiliyor.
- Geçmişte yaşanmış ciddi hastalık: Önceden yaşadığımız ciddi bir sağlık sorunu, bedenimize karşı daha duyarlı olmamıza yol açabiliyor.
Somatoform Bozukluğun Tedavi Yöntemleri
Somatoform bozuklukların etkili bir şekilde tedavi edilebilmesi için yaşadığımız fiziksel semptomların altında yatan psikolojik, duygusal ve çevresel etkenlere odaklanmamız gerekiyor. Bu nedenle, tedavi sürecinde genellikle birden fazla yöntem bir arada kullanılabiliyor. Bu yöntemleri aşağıdaki temel başlıklar altında inceleyebiliriz:
- Psikoterapi ve Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): BDT, somatoform bozuklukların tedavisinde en yaygın kullanılan psikoterapi yöntemlerinden biri. Bu terapi yöntemi, semptomlarımıza yönelik olumsuz düşünce ve inançlarımızı tanımamıza ve bakış açımızı değiştirerek bunları daha işlevsel düşüncelerle değiştirmemize yardımcı oluyor. Ayrıca BDT, bize stresle başa çıkma stratejileri ve gevşeme teknikleri öğreterek semptomlarımızın şiddetini de azaltabiliyor. Aynı şekilde birçok psikoterapi yöntemi duygusal ihtiyaçlarımızı ele alarak güvenli bir ortamda duygularımızı ifade etmemize olanak sağlıyor. Bu yaklaşım, stres ve kaygı düzeyimizi azaltarak bedensel semptomlarımızın hafiflemesine katkıda bulunabiliyor. Aynı zamanda, yaşadığımız rahatsızlık ile ilgili bilgi edinmek, semptomlarımızı tanımak ve gerektiğinde tıbbi müdahelelere başvurabileceğimizi bilmek de tedavimizi olumlu yönde etkileyebiliyor.
- İlaç Tedavisi: Antidepresanlar, somatoform bozuklukların tedavisinde kullanılabiliyor. Bu ilaçlar, depresyon ve anksiyete semptomlarımızı hafifletebiliyor ve ağrı algımızı azaltabiliyor. Ancak ilaç tedavisinin kişisel ihtiyaçlarımıza göre düzenlenmesi gerektiğini ve bunun bir psikiyatristin gözetiminde yapılması gerektiğini de her zaman göz önünde bulundurmamız gerekiyor.
- Stres Yönetimi: Derin nefes alma, kas gevşetme ve meditasyon gibi gevşeme egzersizleri stres düzeyimizi azaltarak bedensel semptomlarımızın şiddetini hafifletebiliyor. Aynı zamanda düzenli egzersiz yapmak, genel ruh halimizi iyileştiriyor ve stresle daha sağlıklı bir şekilde başa çıkmamızı sağlıyor. Fiziksel aktiviteler, vücudumuzdaki gerginliği azaltarak da semptomlarımızın hafiflemesine katkıda bulunabiliyor.
Somatoform Bozukluk ile Yaşamayı Öğrenmek
Somatoform bozuklukla yaşamak hem fiziksel hem de psikolojik sağlığımızı olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu süreçte öz farkındalığımızı artırmak, sağlıklı sınırlar koymak ve hem zihinsel hem de duygusal sağlığımıza özen göstermek, yaşam kalitemizi artırma yolunda önemli adımlar oluyor.
Öz farkındalık, kendi düşünce ve duygularımızı tanıyarak fiziksel semptomlarımızın altında yatan psikolojik nedenleri anlamamıza yardımcı oluyor. Bu farkındalık sayesinde semptomlarımızı daha sağlıklı bir şekilde yönetmeyi öğrenebiliyoruz. Özellikle bilişsel davranışçı terapi gibi psikoterapi yöntemleri duygusal yükümüzün hafiflemesini ve olumsuz düşünce kalıplarımızı dönüştürmemizi sağlıyor.
Aynı zamanda, kişisel sınırlarımızı netleştirmek ve "hayır" demeyi öğrenmek, çevresel stres faktörlerini azaltabiliyor. Gerektiğinde suçluluk duymadan kendi ihtiyaçlarımızı önceliklendirmek, ruhsal yükümüzü hafifletiyor. Meditasyon, nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri gibi yöntemlerle stresle başa çıkmak mümkün olabiliyor. Bunlara ek olarak fiziksel aktivitelerde bulunmak, sosyalleşmek ve uykumuzu düzenlemek gibi yaşam tarzı faktörleri de genel iyilik hâlimizi destekliyor.
Tüm bu adımların yanında, güvendiğimiz bir sağlık uzmanıyla düzenli temas halinde olmak, gereksiz tetkiklerden kaçınmamızı ve süreci daha kontrollü yürütmemizi sağlayabiliyor. Aynı şekilde, bize duygusal destek sağlayan kişilerle iletişimde kalmak da iyileşme sürecimizde önemli rol oynayabiliyor.
İyileşmenin bir süreç olduğunu unutmamak ve kendimize karşı sabırlı ve anlayışlı olmak, bu yolculuğu daha sürdürülebilir kılıyor.
Bedenini Dinlerken #RelateYanında!
Zihinsel ve duygusal dünyamızın bedenimizde nasıl yansımalar bulduğunu fark etmek, kendimizi anlamamızda bize yardımcı olabiliyor. Somatoform bozukluklarla mücadele yolculuğunda Relate uygulamasındaki “Hemen İyi Hisset” egzersizlerine ulaşabilmek için ana sayfanın alt kısmındaki kalp simgesine tıklayarak kendini rahatlatacak egzersizlere ulaşabilir, bedenine ve ruhuna şefkat göstermeyi günlük bir alışkanlığa dönüştürebilirsin.